Emeğin Sanatı E-Dergi 169. Sayı Yeni Kanalında

31 Mayıs 2013 Cuma

TURGAY ULU: Würzburg – Berlin Mülteci/Göçmen Yürüyüşünden Tanıklıklar-15




WÜRZBURG — BERLİN
MÜLTECİ / GÖÇMEN
YÜRÜYÜŞÜNDEN TANIKLIKLAR-XV










Hannover Yolculuğu






Berlin Oranienplatz'daki mülteci direnişçiler olarak bazen kayıtlı bulunduğumuz mülteci kamplarına gidip bürokratik işlemlerimizi yapıp dönüyoruz. Böyle bir işlemi yapmak için uzun bir tren yolculuğu yaptık. Her yeri karların kapladığı bir havada uzun bir tren yolculuğu yapmak oldukça zevkliydi.

Avrupa'daki ulaşım sistemini incelediğinizde sınıf farklarının çok keskin bir görünüm arzettiğini görebilirsiniz. Gitmek istediğiniz yere hızlı ulaşmak istiyorsanız çok yüksek bir para ödemek zorundasınızdır. Eğer bunu ödeyecek kadar paranız yoksa yarım gününüz yollarda geçer ve çok sayıda tren değiştirmek zorunda kalırsınız. Berlin'den Hannover'e hızlı trenle gittiğiniz zaman 65 Euro ödemek zorundasınızdır, eğer diğer ucuz seçeneği tercih ederseniz bunun üçte bir miktarını ödersiniz ve çok sayıda değişiklik yapmanız gerekir. Zenginler ve yoksullar bıçakla kesilmiş gibi birbirinden ayrılmıştır.

Trenlerde insanların çoğunluğu ellerindeki cep telefonlarıyla uğraşıyorlar. Birbirleriyle sohbet eden insanlara rastlamak zor. Bizim gibi henüz komünalist toplum özelliklerini yitirmemiş olan az sayıda insan bu yolculuklarda hem dışardaki kar manzarasını izleyerek gidiyor ve hem de yanındaki insanla uzun sohbetler yapıyor. Bu sohbetlerde farklı kültürlerin neler olduğunu öğrenme şansımız oluyor. Ayrıca sohbet ettiğimiz insan da farklı kültürlerle tanışma şansını yakalıyor.

Hannover'deki mülteci kampında bazı değişiklikler olmuş. Eskiden alt katta internet bağlantısı vardı ve insanlar kendi bilgisayarlarıyla internete girip haber alma hakkını kullanıbiliyordu ancak bu uygulamayı kaldırmışlar. Artık alt katta bilgisayarla uğraşan mülteci göremedik. Mülteci kampındaki görevliler değişmiş. Eskiden postaları sormak için günde yalnızca saat 13 ve saat 18'i beklemek zorundaydık şimdi bu sistem değişmiş, her saatte postayı sorabiliyoruz. Kampta görevli bulunan kişi kendi anlayışına göre ya da ideolojisine göre bir uygulama yapıyor. Mülteci kamplarındaki uygulamalar tamamen keyfi bir işleyişe sahip.

Hannover mülteci kampında insanlar hâlâ bekliyorlar. Yapabilecekleri başka bir işleri yok. Tek yapabildikleri şey beklemek oluyor. Oda arkadaşım bir iki gün için direniş alanımıza geldi, fakat tekrar geri döndü. Zira yol parası ve gündelik yaşamda belli bir düzenliliğin olmaması insanları kaygılandırıyor ve korkutuyor. Böyle bir direnişi sürdürebilmek için bazı günler aç kalmayı göze almanız gerekir. Soğuk ve sağlıksız yerlerde uyumayı göze almanız gerekir. Bazen yollarda kalmayı göze almanız gerekir. Aksi taktirde böyle uzun bir direnişi sürdürmeniz mümkün değildir. Ama tarihteki hangi özgürlük bedel ödenilmeden kazanıldı ki?

Bir seçim yapmanız gerekir. Ya gündelik rutin bir hayat sürdürmek için sabretmeniz gerekecek ve işe gidip gelmek dışında bir hayatınız olmayacak. Ya da mücadele ederek düzensiz bir hayat sürdüreceksiniz. Kapitalizmin acımasız koşullarına karşı ve doğanın acımasız koşullarına karşı mücadele edeceksiniz.

Azul Monolog Tiyatrosunda Konuşma

Hannover'den döner dönmez önceden randevulaştığımız tiyatro etkinliğine gittik. Azul Monolog adlı tiyatro oyunu sonrasında bir konuşma yaptık ve soruları cevaplandırdık. Tiyatro değişik ülkelerden gelmiş olan mültecilerin hayat hikayelerini ve sorunlarını monolog biçiminde seyirciye yapsıtıyor. Tiyatro oyunundaki parçalardan biri, Türkiye'den gelmiş olan bir politik mültecinin hayat hikayesini konu almıştı. Hapishaneler ve mültecilik koşullarında yaşanan sorunlar ele alınmıştı. Hapishanede çıkan kötü bulgur yemeği gibi simgeler vardı.

Tiyatroya çok sayıda insan gelmişti. Salonda yer kalmadığı için gelen insanların bir kısmı geri gitmek zorunda kaldılar. Tiyatro afişlerinde bizim de adımızı yazmışlardı ve oyun sonrasında bize direnişimizle ilgili sorular sordular. Direnişe nasıl başladığımızı ve nasıl sürdürdüğümüzü merak ediyorlardı. Bizim direnişe nasıl destek vereceklerini soruyorlardı. Onlara direnişimizin sadece mülteci sorunlarıyla sınırlı bir direniş olmadığını, genel olarak kapitalist emperyalist izolasyon sistemine karşı mücadele ettiğimizi anlattık. Kendilerinin de bu izolasyon sistemi içinde yaşadıklarını onlara anlattık. Diğer yandan onları bu izolasyon sistemine karşı ciddi bir direniş içinde olmadıkları için eleştirdik. Eğer zamanında sokaklara çıkıp mücadele etmezlerse sırasının kendilerine geleceğini hatırlattık. Konuşmalarımız beğeniyle karşılandı. Etkinliğin sonunda bizim direnişimize maddi destek vermek için bir bağış kutusu oluşturdular ve para topladılar. Bu paraları finans komitemize aktardık.

Tunus Konsolosluğuna Yürüyüş

Dün sabah saatlerinde Tunus'ta yaşanan çatışmalarla ilgili olarak bir basın toplantısı yaptık ve ardından Berlin'deki Tunus konsolosluğuna kadar yürüdük. Pankart ve bayraklarımızı aldık. Bir alışveriş sepetine koyduğumuz ses cihazlarıyla birlikte sokaklara çıktık. Polisten izinn almadık. Trende de sloganlarımızı attık ve türkülerimizi söyledik. Hava çok soğuktu ve yol epeyce uzun bir yoldu. Yürüyüşe Almanların katılımı azdı ama bu sefer mülteci sayısı epeyce vardı. Polis yol boyunca bazen önümüze barikat kurdu ama biz aralardan geçip yürümeye devam ettik. Direniş yerimize kadar yürüyeceğimizi söyledik. Olmaz dediler ama biz geçip gittik. Yollardaki insanlar bizim eylemlerimizi sempati ile karşılıyorlar. Değişik renkte ve dilde insanları bir arada neşeli bir şekilde görmek insanlara ilginç geğliyor.

Dün akşam da toplantı çadırında bir dayanışma partisi yapıldı. Antifaşist nota adlı bir müzik grubu çalıp söyledi.


27.1.2013
Turgay Ulu
Berlin



Sudan Konsolosluğu Önünde Sokak Çatışması
Bir Yaralı Üç Gözaltımız Var








Sudan'da gerçekleşen katliamlarla ilgili olarak daha önce bir basın açıklaması ve yürüyüş düzenlemiştik. Dün de yeni bir eylem gerçekleştirdik. Sayımız çok fazla değildi ama eylemimiz her zamanki gibi ezberleri bozan bir eylem oldu.

Sokakta durmakta ısrar ediyoruz. Polis bu duruma pek alışkın değil. Almanya'da polisten izin almadan bir adım dahi atmıyor eylem yapanlar. Ancak biz bu geleneği uzun zamandan beridir bozuyoruz. Polisin gösterdiği yerde değil kendi istediğimiz yerde eylemler yapmaya devam ediyoruz. Dün de böyle bir eylem gerçekleştiriyorduk. Polis bizi kendi istediği yere sürüklemek istedi. Bunu kabul etmedik ve biz eyleme devam ettik. Bu durumda polis bize gene saldırdı. Bir arkadaşımız başına ve burnuna darbe aldı. Arkadaşımızın burnu kırıldı ve onun yanına bir tercüman vererek hastaneye gönderdik. İki arkadaşımız da göz altına alındı. Bunun üzerine arkadaşlarımızın göz altında tutulduğu Moabit karakoluna yürüdük. Karakolun önünde, içerdeki arkadaşlarımızla dayanışmak için sloganlar attık. Biz eyleme devam ederken aniden iki polis minübüsü geldi ve hızla arabalardan inerek bize bir kez daha saldırdı. Bir arkadaşımızı daha göz altına aldı. Arkadaşımızı vermemek için polislerle yumruklaştık.

Akşam saatlerine kadar Moabit'in önünde bekledik ve uzun süre göz altında olan arkadaşlarımız serbest bırakılmadan geri çekilmedik. Arkadaşlarımız tek tek serbest bırakıldılar ve onları alkış ve sloganlarla karşıladık.

Moabit hapishanesi bizim F tipi hapishanelerden daha kötü görünüyor. Camları çok küçük. Camların önündeki parmaklıkların dışında bir de tel örgü var. Duvarların üstünde tıpkı F tipi hapishanelerde olduğu gibi helezon biçiminde dikenli tel örgüler var. Birlikte yürüdüğümüz arkadaşlarla hapishaneler üzerine karşılaştırmalı sohbetler gerçekleştirdik.
Polisler bize karşı çok öfkeliler. Artık sokakta eylemler yapmamıza tahammül edemiyorlar. Sokakların alışılmış düzenini bozuyoruz. Onlardan icazet almadan eylemler gerçekleştiriyoruz. Alman solunun ve Almanya'daki göçmen solcuların pasivize almuş durumlarını kıran bir etki yapıyoruz.

Kaz Ve Çeçil

Berlin'de tanıştığımız bir arkadaş bir ay önce İstanbul'a gitti ve geri dönerken bize bir kaz getirdi. Bir miktarda çeçil peyniri getirdi. Dün akşam burnu kırılan arkadaş ve diğer bir grup arkadaşla birlikte bir evde toplandık. Arkadaş annesinden aldığı tarifle kazı güzelce pişirdi ve çeçille birlikte yedik. Eylemle ilgili yorumlar yaptık. Ardından arkadaşla birlikte Terekeme şarkıları ve türküler söyledik. Güzel bir akşam oldu.

İran Konsolosluğu Önünde Eylem

Bugün Berlin'deki İran konsolosluğu önünde eylem yaptık. İran'da gazeteciler tutuklandılar ve biz gazeteci açlık grevi yapıyor. Onlarla dayanışmak için bir eylem gerçekleştirdik. Berlin Kreuzberg Oranienplatz'dan konsolosluğun önüne yürüdük. Konsolosluğa yaklaştığımızda polisler benim çamtamı aramak istediler. Ancak bunu kabul etmedim ve arkadaşlar gelerek durumu topluca protesto ettik. Polis geri çekildi.


30.1.2013
Turgay Ulu
Berlin



  Zombi Yürüyüşü, Tiyatro Salonunda Seminer
Ve İşgal Okulunun Geleceği






Berlin'de daha önce işgal evlerine yapılan polis saldırılarının yıldönümünde bir eylem gerçekleştirdik. Akşam saatlerinde düzenlenen eyleme yaklaşık yedi yüz kişi katıldı. İnsanlar Zombi kıyafetleri giymişlerdi ve yüzlerini boyamışlardı. Uzun bir yürüyüş oldu. Almanya'da her eylemde olduğu gibi bu eylemde de çok sayıda polis vardı. Eylemcilerin sayılarından fazla polis ve polis otosu vardı. Almanya'da göstericiler genelde belirlenen kuralların dışına çıkmadan eylem yapıyorlar.

Berlin'de uzun zamandan beridir gerçekleştirilen eylem ve etkinliklerin konusunu bizim özgürlük yürüyüşümüz ve devam etmekte olan direnişimiz oluşturuyor. Bir Alman devrimcisi "sizin eylemleriniz Berlin'deki politik atmosferi değiştirdi" demişti. Doğru bir tesbit yapmış.

Berlin'deki büyük tiyatrolardan birinde bizim direnişimizle ilgili bir tartışma programı düzenlendi. Milletvekili, konunun uzmanları ve bizden de bir kişi bu etkinliğe davet edilmişti. Büyük olan tiyatro salonu neredeyse dolmuştu. Almanya'daki mülteci ve göçmen sorunları tartışıldı. Bizim neden sokaklarda direniş yaptığımız ve neleri talep ettiğimiz anlatıldı. Etkinliği düzenleyenler, tartışma bittikten sonra bizi yemeğe davet ettiler. Biz eylemciler kara kuru insanlar olarak ve yemek düzenini bozarak katıldık bu davete.

Berlin Teknik Üniversitesi Çevresinde Afişleme Yaptık

Berlin Kreusberg'de konut sorunu yaşandığını daha önce yazmıştık. Kreusberg'de yaşayan dar gelirliler ve göçmenler bu alandan atılmak isteniyor. Kiralar sürekli artırılarak insanların buraları kendi istekeleri ile boşaltması düşünülüyor. Fakat buna karşı kitlesel bir direniş de örgütlendi. Zorla ev boşaltmalarına karşı direnişler var. Bu ayın 14'ünde de böyle bir eylem olacak. Boşaltılmak istenen bir evin önünde bloke eylemi yapılacak. Bu eylemle ilgili olarak basılmış büyük afişleri Teknik üniversitesinin içinde ve çevresinde yaptık. Almanya'nın her yerinde kameralar var. İnsanlar afiş yapmaktan çekiniyorlar. Çünkü bu afişleri yapanlara dava açıp yüksek miktarda para cezaları veriyorlar. Ama bizim böyle bir korkumuz yok çünkü bizim paramız yok. Afişleri bir Alman yoldaşla birlikte büyük bir zevkle yaptık. Okulun içindeki insanlarla sohbet ettik. Eylem arkadaşım da bu üniversitede sanat tarihi okumuş. Onunla sanat ve sanatçılar üzerine sohbetler yaptık. Sosyal realist sanat ve postmodern sanat akımlarını karşılaştırmalı olarak değerlendirdik. Sonuçta kaliteli sanat ürünlerinin genelde sosyal realist sanatçılar tarafından üretilmiş olduğu gerçeği çıktı ortaya. Sanat adına üretilen bir çok ürünün çöp yığını olduğu gerçeği ile karşılaştık. Okulun içindeki bir panoda bizim özgürlük yürüyüşü ile ilgili yazmış olduğumuz bir bildirinin asılmış olduğunu gördük bu çok hoşumuza gitti.

Direnişimiz devam ediyor. Uzun zamandan beridir işgal okulunun geleceği ile ilgili olarak tartışmalar gerçekleştiriyorduk. Bu gün bu tartışmayı sonlandırdık ve bu konuda bir karar aldık. Konu ile ilgili olarak aramızda iki eğilim vardı. Bir kesim işgal okulu terketmeyi savunuyordu bir kesim de hem Oranienplatz'ın devam etmesini ve hem de işgal okulunun devam etmesini savunuyordu.

İşgal okulunun terk edilmesini savunanların gerekçesi insanların burada tıkılıp kalarak direnişi zayıflatmasıydı. Bu eleştiri doğru bir eleştiridir ve biz bu riske daha işgal eylemimizin ilk günlerinde dikkat çekmiştik. Ancak işgal ettiğimiz yeri kendi isteğimizle terketmek bizim açımızdan politik olarak bir yenilgi ve geriye çekilme anlamı taşıyacaktı. İşgal eyleminin sürdürülmesi işgal okulunun terkedilmemesi ama insanların sokakta mücadeleye katılımının nasıl gerçekleştirileceğine dair çözümler bulmamız gerektiği üzerine görüşlerimizi karar toplantısında açıkladık. Toplantı sonunda oylama yaptık ve dört beş kişi dışındaki çoğunluk işgal okulunun devam etmesi yönünde irade belirtti. Şimdi okulda direniş amacının dışında kullanıma son vermek için gerekli önlemleri alacağız ve burasının yönetimini daha düzenli olarak nasıl yapabileceğimiz üzerine çalışmalar yapacağız.

Direnişimizin her türlü soruna rağmen devam etmesi bizim açımızdan başarılı bir durumdur. Çünkü insanların fiili olarak eyalet dışına çıkma yasağı olan residenzpflischi kırmış olması bile başlı başına önemli bir eylemdir. Devlet toplu halde bu yasayı çiğnediğimizi biliyor ve bunun karşılığında bize hukuki bir işlem yapmıyor. Eğer topluca böyle bir işlem yaparsa başına iş açmış olacak ve bu yasanın teşhirine dönüşecek. Böylece fiilen devletin kendi yasasını uygulamasını durdurmuş oluyoruz. Bu yasayı çiğnememize rağmen bize hukukî işlem yapmıyor olmaları devletin iyi niyetinden kaynaklanmıyor bizim eylemimizden kaynaklanıyor.

Direniş alanlarımızda aşırı özgürlükçü bir ortam var. Bu durumu direniş dışı amaçlar için kullanan çok sayıda insan var. Hiç bir şekilde direnişte yer almadan bizim alanlarımızda sadece yemek ve yatmak için kalanların sayısı çoğaldı. İlk günlerde bu durum bizi zorlamıyordu ama gün geçtikçe özellikle maddi açıdan zorluklar yaşıyoruz. Bizler sokaktayız ve bazen yemek yemediğimiz günler oluyor. Bunun yanında direniş alanlarımızda yer isteyenlerin sayısı çoğalıyor. Sokakta yaşayan ailelerden işgal okulunda kalmak isteyenlerin sayısı çoğalıyor. Elbetteki biz kendimiz gibi insanlarla karşılaşıyoruz doğal olarak. Evsiz, işsiz, kağıtsız insanlar gelip bizi buluyorlar. Direnişe katılmadan alanlarımızda kalan insanların sayısının artaması bizi olumsuz etkiliyor.

Bu konuda Almanyalı destekleyicilerimizle bazen tartışmalar yaşıyoruz. Onlar sürekli alanımızdan yer isteme talebiyle geliyorlar ve böylelikle başka insanlara yardım ettiklerini düşünüyorlar. Biz de onlara şunu söylüyoruz; "madem bu kadar hümanistsiniz niye sıcak evlerinizde bu insanlara bir oda vermiyorsunuz". Bizim neden işgaller yaptığımız ve neden çadırlarda yaşadığımız tam anlaşılabilmiş değil. Biz bir direniş yapıyoruz, Berlin'de sayıları 11 bin olan evsizlerin sorunlarını bizim işgal yerlerimiz çözemez. Evsizliğe ve işsizliğe, yoksulluğa karşı ciddi bir direniş gerçekleştirmemiz gerekir ve bu konuda mültecilerden değil devletten önlem almasını istememiz gerekir.

Avrupa muhalefet hareketinin hümanizm, eşitlik gibi kavramları tartışmaya ihtiyacı var. Bu konular üzerine ilerde daha ayrıntılı yazılar yazacağız. Hümanizm adına vicdan rahatlatma ve devrimci faaliyet adına hobi faaliyeti yapmak Avrupa coğrafyasında yaygın bir özellik haline gelmiş. Bu durumu bozuntuya uğratmak gerikir. Direnişimiz kısmen bunu kırıyor ama daha çok yeterli değiliz. Teorik ve pratik olarak kırmamız gereken çok put var daha. Sınıflı medeniyet sistemine karşı barbar balyozlarımızı daha güçlü savurmamız gerektiğini hissediyoruz.

Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz


5.2.2012
Turgay Ulu
Berlin



Hoch Schule'de Film Gösterimi Ve Tartışma







Berlin'deki direniş çadırlarımızdan değişik alanlara gidip gelerek direnişimizi anlatmaya devam ediyoruz. Birkaç gün önce, bizim özgürlük yürüyüşü sırasında bizimle birlikte yürümüş olan arkadaşlar üniversitede bir program organize ettiler. Bu üniversitede bulunan bir cafede gerçekleştirdik etkinliği. Önce gönüllülerin hazırladığı kahvaltılardan yedik, çaylarımızı içtik ve ardından film gösterimine geçtik. Özgürlük yürüyüşüne başlamadan önce gerçekleştirmiş olduğumuz Braek İzolation Kampın'da yaptığımız Ebryo der Freiheit adlı filmi gösterdik, ardından yürüyüş sırasında çekilmiş olan March der Würde adlı filmi gösterdik. Salon tamamen doluydu, sandalyelerde boş yer kalmamıştı. Filmlerden sonra da direnişimizle ilgili bir konuşma yaptık ve gelen soruları cevaplandırdık. İnsanlar daha çok mülteci kamplarındaki yaşamı merak ediyorlardı ve bu direnişi örgütlemek için bizlerin nasıl bir araya geldiğimizi merak ediyorlardı. Onların meraklarını giderecek açıklıkta sorularını yanıtladık. Mücadelenin Almanya coğrafyasında neden zayıf olduğunu ve bu zayıflıkta Almanya'da yaşayanların sorumluluğunun ne olduğunu anlattık onlara. Militan bir sokak hareketinin zorunlu olduğunu anlattık onlara. Bunu gerçekleştirmek için neler yapmamız gerektiğini anlattık. Direnişimizden örnekler vererek bir gelecek planlaması yaptık.

Sosyal Sentrumda Azul Monolog

İşgal etmiş olduğumuz okulda bir sosyal merkez kuruldu. Bizimle birlikte işgale katılan insanlar kurdular bu merkezi. Şimdi bu merkezde çeşitli kültürel etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde de Azul Monolog adlı tiyatro oyunu sergilendi ve bu oyun sonunda biz de gene konuşma ve tartışmalar yaptık. Artık giderek Almanya'daki muhalefet hareketinin atıl durumuna ve pasifize olmuş durumuna daha fazla dikkat çekiyoruz. Onları daha sert bir biçimde eleştiriyoruz. Sosyal merkeze gelen insanların sayısı oldukça fazla. Etkinlik olduğu günlerde ayakta durmaya yer bulmak zor oluyor.

Yüksek Kiralara Karşı Eylem

Kreuzberg'te her ay ev kiralarına zam yapılma yöntemiyle, burada yaşayan göçmen ve dar gelirlilerin dışarıya atılmasını protesto eden bir yürüyüş gerçekleştirdik. Biz de mülteci direnişi adına bir bildiri okuduk. Yürüyüşe katılım yaklaşık 5 yüz civarındaydı. Bu yürüyüş 14 Şubat'ta yapmayı düşündüğümüz barikat eylemi için bir hazırlık yürüyüşü oldu. Diğer yandan işgal okulunun tiyatro salonunda buluşarak boşaltılacak olan bir evin tahliyesini önlemek için gerçekleştireceğimiz barikat eylemine hazırlık yaptık. Polis saldırısı karşısında ne yapmamız gerektiği üzerine bir alıştırma yaptık.

Residenzpflich Mahkemesinde Duruşma

Eyalet dışına çıkma yasağını çiğnediği için yargılanan bir mülteci arkadaşımızın Postam'da görülen duruşmasındayız şu anda. Mahkeme binasına girerken tıpkı F tipi hapishanelerde olduğu gibi bir güvenlik uygulamasının olduğunu gördük. İnsanların üzerindeki tüm eşyalar boşaltılıyor. Elektronik cihazdan geçiriliyor ve ayakkabıları çıkartılarak aranıyor. Biz mülteci olduğumuz için bu arama süresi daha da uzun sürüyor çünkü bizim kara tiplerimiz onları şüphelendiriyor. Barbar bir görünümümüz var, medeniyetin nizamını bozuyoruz görüntülerimizle.

Mahkemedeki duruşma salonunu tamamen doldurduk. Böylece arkadaşlarımızın yalnız ve sahipsiz olmadığını gösteriyoruz onlara. Neden residenzpflich yasasını bozduğunu sordular arkadaşa. Bir kaç defa bulunduğu eyaletin dışına yolculuk yapan arkadaş polis kontrolüne denk gelmiş ve bir kaç kere kendisine yasağı çiğnediği için para cezası verilmiş. Para cezasını da ödemeyince ona dava açılmış ve şimdi kendisine ne kadar hapis cezası vereceklerini tartışıyor mahkeme.

Mahkemeye gelirken tren istasyonunda bir adama rastladık. Sarı özgürlük bayrağımızdaki değişik dillerde yazılmış olan sloganları merak ediyordu. Ne yaptığımızı ona anlattık ve bizimle birlikte direnişe katılmaya karar verdi. Yolda sürekli insanlara direnişe katılmaları gerektiğini anlatıyordu. Yol boyunca bindiğimiz trenlerde enternasyonal dayanışma üzerine sloganlar attık ve bu içerikte şarkılar söyledik.

Residenzpflich mahkemesi bugün karar veremedi. Duruşmayı Perşembe gününe erteledi. Perşembe günü saat 9'da yeniden duruşma olacak. Ama bu tarih iyi olmadı. Çünkü aynı gün zorla ev boşaltma ile ilgili olarak bloke eylemi var. Mecburen iki gruba ayrılacağız, bir grup mahkemeye gidecek ve bir grupta bloke eylemine katılacak.

Mahkeme çıkışında slogan ve marşlar söyledik. Gene megafondan Çav Bella marşını söyledik. Eylem güzel oluyor, insanın gözü gönlü açılıyor doğrusu.

Önümüzdeki dönemle ilgili yeni eylem planlamalarımız var. Bunlarla ilgili yoğun bir hazırlık yapmaktayız. Yakında bu planlamaların ayrıntılı açıklamalarını yapacağız ve işe pratik olarak girişeceğiz.


12.1.2013
Turgay Ulu
Berlin



 Avrupa Devrimciliği Hobi Devrimciliğidir









Almanya'daki izolasyon merkezleri olan mülteci kamplarında, önce lokal düzeyde başlattığımız direnişi daha sonra başkent olan Berlin'e yürüyerek merkezi bir noktaya çektik. Çeşitli mücadele yöntemlerini deneyerek sürdürdüğümüz direniş bir yılını doldurmak üzere. Şimdi yeni yöntemler deneyerek direnişi devam ettirmenin uğraşı içindeyiz.

Gerek 600 kilometrelik özgürlük yürüyüşü, otobüs turu ve gerekse Berlin'de kurmuş olduğumuz direniş çadırlarında önemli bir direniş deneyimi kazanıyoruz. Aynı zamanda içinde bulunduğumuz coğrafyadaki toplumsal devrimci hareketleri de gözlemleme ve tanıma şansına sahip oluyoruz.

Şu anda Berlin'deki antikapitalist ve antifaşist kesimlerin toplantılarının ve dergilerinin ana konusunu bizim sürdürdüğümüz direniş oluşturuyor. Yayınlarına bizim direnişimizden görüntüler koyuyorlar. Çok sayıda dernek, cafe gibi kurumlar bizim direnişimizle ilgili konser, parti vb. etkinlikler düzenliyorlar. Bizim adımıza kampanyalar yapıyorlar.

Berlin'de ve diğer şehirlerde, mülteci direnişiyle ilgili olarak düzenlenen etkinliklerde biz de konuşmalar yapıyoruz. Bu toplantılarda direnişimize destek vermek isteyenler ne yapabileceklerini soruyorlar ve mültecilerin içinde bulundukları kötü yaşam koşullarına karşı üzüntülerini belirtiyorlar.

Avrupa Birliği'nin tüm "demokrasi" söylemleri altında, bu birliğin en merkezi ülkesi olan Almanya'da mültecilerin adeta modern bir kölelik sistemi içinde yaşamalarının nedeni nedir? Neden bu izolasyon sistemine karşı güçlü bir direniş örgütlenememiş? Bu gerçeklik sadece mültecilerin yetersiz mücadelesiyle açıklanamaz. Bir coğrafyadaki mücadelenin geri durumda olmasının esas nedeni o coğrafyadaki devrimci mücadelenin yeterli olmamasıdır.

Metropol kapitalist emperyalist ülkeler sömürgelerinden elde ettikleri gelirden bir kısmını işçi ve işsizlere verdiği için buralarda radikal devrimci bir mücadelenin gelişmesinin önünü kesmiş. Ancak bu coğrafyada dinamik bir mücadelenin olmaması yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamaz.
Almanya'da tüm dünyada olduğu gibi 68 dalgasıyla başlayan bir devrimci çıkış yapılmış ancak, bu çıkış hızlı bir şekilde yok edilmiş, ondan sonra da ciddi bir devrimci hareket oluşturulamamış.

Almanya'da devrimci aktivite hobi aktivitesi olarak gerçekleştiriliyor. İnsanlar boş zamanlarında, ya da canları sıkıldığı zaman devrimci aktivitelere katılıyorlar. Boş zamanları ve can sıkıntıları geçtikten sonra başka bir hayat yaşıyorlar. Bir yıllık direniş deneyiminde süreklileşmiş ve ciddi bir devrimci aktiviteye rastlamadık. Almanya'daki aktivistlerin çoğunluğu için bir Latin Amerika ülkesine seyahet etmekle, mülteci direnişine ya da başka bir direnişe destek vermek aynı anlama geliyor. İkisi de boş zaman işi ve can sıkıntısını giderme aracı olarak görülüyor.

İnsanlar mevcut yaşam statülerinin bozulmasından çok korkuyorlar. Giriştikleri hareketler ve eylemler hep çizilmiş bir çerçeve içindedir. Buralarda devletin bu kadar rahat olmasının bir nedeni budur. Devletin oluşturduğu çerçeve var ve devlet vatandaşlarının bu çerçevenin dışına çıkmayacağını biliyor. Devletle vatandaş arasında oluşmuş karşılıklı bir güven ve hoşgörü var. Kontrollü bir muhalefet hareketinin olmasını devlet adeta teşvik ediyor.

Gerçekleştirilen anti ırkçı kampanyalar rutin bir hal almış buralarda. Bir dernek, cafe ya da başka bir kurum proje ya da kampanya yapar ve bunun karşılığında devletten ya da başka sivil toplum kurumundan finans desteği alır. Kurulu sistem böylece kendi muhalefetini kontrollü bir döngü içinde devam ettirir. Bu kampanyaların konusu ise hep en alttakiler olur. Kampanyalarla insanlar büyük bir hümanizm örneğini temsil ettiklerine inanırlar.

Kapatıldığımız mülteci kamplarından ceketimizi alarak sokağa çıktık ve bu kurulu sistemin kurallarına aykırı bir hareketi başlattık. Çünkü bizim kaybedecek bir şeyimiz yok. Ne bizi zincirleyen bir işimiz, ne de korkmamıza neden olacak bir yaşam statümüz var. Bu anlamda hem muhalefet ortamını dinamize ettik ve hem de devletin alışkın olduğu kurallı işleyişi bozduk.

Sokaklarda başka bir kolektif hayatı örmeye çalışıyoruz. Ancak henüz çok yetersiz bir noktadayız. Bizim gibi kaybedecek şeyleri olmayanlar dünyanın her yerinde isyan ve direniş içinde bulunuyorlar. Yenilerek, dağılarak deneyim kazanıyorlar. Bazen geri düşüyorlar ama bir süre sonra tekrar ortaya çıkıyorlar.

Mücadelenin süreklileşmiş bir hal kazanması ve bir gelecek planlamasının olması kısa zaman içinde çözülebilecek bir sorun değil. Dünyada mücadele eden dinamiklerin önünde çok karmaşık teorik ve pratik sorunlar var. Ancak bu sorunlar gene hareket içinde çözüm bulacaktır.

Dünya çapındaki mücadelenin süreklilik kazanması Avrupa'daki hobi devrimciliğini de rahatsız edecek ve buraların da iklimi yavaş yavaş değişmeye başlayacaktır. Çünkü artık Arap coğrafyasında gerçekleşen eylem ve isyanlar ya da Latin Amerika'daki hareketler yalnızca lokal bir sınırda kalmıyor. Çok hızlı bir şekilde genelleşme eğilimi taşıyor.

Bir yıldır sokaklarda gerçekleştirdiğimiz direnişle sorunların neler olduğunu anlattık, açığa çıkarttık. Şimdi taleplerimizde somutladığımız bu sorunların çözümü için gerekli pratik adımların atılması için mücadeleye devam edeceğiz. Mevcut insanlık dışı yasaları değiştirmek için zorlu bir mücadele vermemiz gerektiğinin bilincindeyiz. İnsan özgürlüğünü kısıtlayan, sınırlar ve yasaklar koyan bu yasalardan sadece mülteciler etkilenmiyor. Buralardaki işçi ve işsizler de bu izolasyon sisteminin içinde yaşıyorlar. Bu anlamıyla mültecilerin sorunlarıyla işçi ve işsizlerin sorunları benzer sorunlardır.

Berlin Kreuzberg'te yaşayan dar gelirlilerin evlerinden atılarak başka yerlere sürülmeleriyle, mültecilerin kamplarda izole bir hayata mahkum edilmeleri aynı şeydir. Yaşam alanlarından uzaklaştırılmak aynı kaderde bizleri birleştiriyor.

Kapitalizmin krizi derinleştikçe yaşam koşulları zorlaşıyor, bunun yanında ırkçılık gelişiyor. Mülteciler, göçmenler, işçi ve işsizler için gelecek karanlık durumda. Durumu değiştirmek, insanca bir yaşam elde etmek ancak ciddi bir direniş hareketini örmekle mümkün olacaktır. Hobi faaliyetleriyle mevcut sisteme ve devlete geri adım attırmanın imkanı yoktur.

Mülteci sorunu aynı zamanda savaş sorunudur. Dünyadaki büyük devletler kendilerini hep savaşa göre hazırlıyorlar. Tüm "barış ve nükleer silah karşıtı" söylemler altında savaş ve nükleer silah üretimleri yapılıyor. Bu savaşlarda ölmeyenler de mülteci olarak Avrupa'ya geliyor ve buralarda modern bir kölelik sistemi içinde yaşamaya mahkum ediliyorlar. Hobi aktivitesi ya da boş akşam aktivitesi yaparak savaşlara ve sömürüye, ırkçılığa karşı ciddi bir direnişi örgütleme şansımız bulunmuyor.

İnsanı ve doğayı yok eden kapitalizm aşırı kar uğruna tüm bunları yapıyor. Ya bu kapitalist izolasyon sistemine karşı ciddi bir mücadele geliştireceğiz ya da modern köleler olarak yaşamaya devam edeceğiz. Özgür bir hayatı elde etmek hobi faaliyetiyle olmaz. Tarihteki hiç bir özgürlük hobi faaliyeti yapılarak elde edilmemiştir. Tam tersine en küçük bir özgürlüğün elde edilmesi bile çok ciddi bedellerle olmuştur.

Avrupa Birliği yasalarında her kesin "serbest dolaşım" hakkı olduğu yazılıdır. Ancak biz böyle bir hakkın olmadığını bir şehirden başka bir şehre giderken görüyoruz. Polis kontrol yaptığı zaman bize kayıtlı bulunduğumuz şehir dışına çıktığımız için ceza yazıyor.

Cenevre sözleşmesinde "herkesin can güzenliği nedeniyle başka bir ülkeye sığınma hakkı vardır" diye yazar. Ama bombalamalardan kaçan insanlar gene bu bombalamaları yapanlar tarafından geri iade edilir.

İnsan hakları beyannemesinde "insanın yaşam hakkı dokunulmazdır" diye yazar. Ancak mülteci kamplarında insanca bir yaşam olmadığını biz yaşayarak görüyoruz. Her türlü sosyal ortamdan yoksun bir hapishane hayatı içinde yaşamaya zorlanıyor insanlar.

Bu "hakları" yazanlar gene bu hakları kısıtlayanlardır. Biz biliyoruz ki bu sistemi var edenler kendi istekleri ile bu sistemi değiştirmezler. Dünyanın çoğunluğunu oluşturan işçi, işsiz ve mülteciler olarak tüm bu yalanlara karşı gerçek bir isyanı gerçekleşetirmeden özgür olamayacağımızı görüyoruz. Ya özgür bir hayat için mücadele ya da kölece bir yaşam, başka bir seçeneğimiz bulunmuyor.

Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz


13.2.2013
Turgay Ulu
Berlin



Otobüs Turu Hazırlıkları Tamamlandı








Bir yıl önce başlatmış olduğumuz direniş kesintisiz olarak sürüyor. Würzburg'tan Berlin'e kadar yürümüştük. Yürüme kolu ve otobüs kolu olarak bir çok mülteci kampını ziyaret etmiştik, orada bulunan insanlara neden sokaklarda mücadele verdiğimizi anlatmıştık. Aradan uzun bir süre geçti ve biz bir kez daha Almanya'da bulunan mülteci kamplarına gideceğiz.

Şu anda sıfır noktasında değiliz. Bir yıllık süre içinde bir çok deneyim edindik. Şimdi bu deneyimler ışığında çalışmalarımızı daha profesyönel bir şekilde sürdürmeye çalışıyoruz. Direnişimiz boyunca biriktirdiğimiz malzemelerimizle yeniden izolasyon özelliği taşıyan mülteci kamplarına gideceğiz.

Otobüs turu ile ilgili hazırlıkları tamamladık. Gidilecek rotayı belirledik. Hangi gün hangi mülteci kampına gidileceğini ve orada neler yapılacağını tespit ettik. Buralarda bulunan mücadele güçleriyle gerekli bağlantıları kurduk. Bildirilerimizi bastık. Artık bu planla ilgili olarak son toplantılarımızı yapıyoruz.

Şubat'ın 26'sında otobüs turunu başlatıyoruz. Tura başlamadan önce bir basın toplantısı düzenleyeceğiz. Neden otobüs turu düzenlediğimizi kamuoyuna açıklayacağız.

Bu tur yalnızca otobüsle kamplara gitmek biçiminde olmayacak. Aynı zamanda Berlin'deki direniş mevzimizden çeşitli eylemler düzenleyeceğiz. Kampanyalar düzenleyeceğiz. Otobüs turu tamamlandığı zaman direnişimizin birinci yılı olan 23 Mart'ta büyük bir yürüyüş yapacağız. Şimdiden bu yürüyüşle ilgili bildirilerimizi bastık. Otobüs turu aynı zamanda bu büyük yürüyüş için bir hazırlık çalışması olacak.

Berlin'e yürüyerek geldikten sonra gerçekleştirdiğimiz büyük yürüyüşe 8 bin kişi katabilmiştik. Şimdi yapacağımız yürüyüşe de çok insanı katmayı düşünüyoruz. Direniş yerimiz olan Oranienplatz'dan başlayarak parlamentoya kadar yürüyeceğiz.

Artık tek bir eylem yöntemiyle değil bir çok eylem yöntemini aynı anda kullanarak direnişimize devam ediyoruz. Bir kısmımız konferanslar gerçekleştiriyor. Bir kısmımız dayanışma partileri organize ediyor, bir kısmımız değişik şehirlere toplantılara gidiyor, bir kısmımız diğer muhalefet hareketlerinin düzenledikleri etekinliklere katılıyor. Bir kısmımız başka ülkelerdeki direniş güçleriyle bağlantılar kuruyor. Bu şekilde çok yönlü bir mücadeleyi sürdürmeye çalışıyoruz.

Bizim direnişimizin yaratmış olduğu etkiyle bir çok sanatçı alanımıza gelip projeler sunuyor. Tiyatro, film gibi projeler sunuyorlar. Bunlardan yapabileceğimiz projeler de biz de rol alıp gerçekleştiriyoruz.

Mart'ı sonuna kadar yapacağımız eylemlerin planlamalarını yaptık. Kadınlar gününde gene yürüyüş düzenleyeceğiz. Bu yürüyüşle ilgili olarak bildirilerimizi ve çağrılarımızı bastık.

Berlin'de bulunan dernek, cafe gibi kurumların direnişimizle ilgili olarak düzenledikleri etkinlikler aralıksız devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde işgal okulunda açılmış olan sosyal merkezde bir etkinlik düzenlendi. Berlin'deki değişik mülteci kamplarında mülteciler buraya getirilmişti ve onlara yemek verildi. Ardından direnişimizle ilgili olarak çekilmiş olan filmleri gösterdik ve filmden sonra da konuşmalar yaptık. Mültecilerin sordukları soruları cevaplandırdık.

Carlos Sankara ile ilgili film gösterimine gittik. Filmin ardından konuşmalar yaptık. Carlos Sankara bir devrimci ve onun yaşamını anlatan bir belgesel filmdi izlediğimiz. Gene aynı yerde yarın bizim filmler gösterilecek ve gene biz orada konuşmalar yapacağız.

Otobüs turunun başlama günü yaklaşıyor ve biz direniş çadırlarımızda büyük bir parti düzenleyeceğiz. Gene arkadaşlarımızın çalıştıkları kafe ya da barlarda dayanışma partileri düzenlenmeye devam ediyor.

Bu arada Türkiye'de memurlara dönük gözaltı operasyonları yapıldı ve yaklaşık 65 kişi bu operasyonlarda gözaltına alındı. Bir yandan demokrasi söylemleri dillendirilirken bir yandan da operasyon ve tutuklamalar yapılıyor. Baskı pratikleri sergileniyor. Direnişçi güçlerin diri yanları törpülenmeye çalışılıyor. Öğle görünüyor ki Türkiye konsolosluğuna karşı da bir eylem düzenlememiz gerekecek.


20.2.2013
Turgay Ulu
Berlin


 Direnişe Karşı Devletin Cevabı








Almanya'da en uzun süreye yayılmış sokak direnişimiz sürüyor. Şimdiye kadar devlet toplu olarak bizi cezalandırma yöntemini pratik olarak kullanmadı. Ancak yakın zaman önce kayıtlı bulunduğu mülteci kampına giden bir arkadaşımız, kendisine bir mektup gönderildiğini gördü. Mahkemeden gelen bu mektupta, sokak direnişi hareketimiz "tehlikeli" olarak değerlendirildi. Arkadaşımızın kurallara uygun davranmadığını, devletin mülteci yasalarına karşı çıktığını evraklarını zamanında doldurup göindermediğini, randevularına gitmediğini vb. şeyleri söyleyerek arkadaşımızı sınır dışı etmek istediklerini bildirdiler.

Her direniş ve eylemin bir karşılığı ve bedeli vardır. Bizim direnişimize karşı da devletin bir refleks göstereceğini biliyorduk. Şimdiye kadar devlet daha çok pratik şiddet yöntemini kullanarak bize karşılık vermişti. Ancak bundan sonra kendisine göre düzenlemiş olduğu yasaları devreye sokarak bize bir yanıt veriyor. Bu sefer sokak direnişimizi gerekçe göstererek sınır dışı etmeleri gündeme getirdi.

Devletin sokak direnişimizi "tehlikeli" ilan etmesi direnişimizin politik etkisinin güçlü olduğunun bir kanıtıdır. Almanya devletinin kuralların dışına çıkanlara karşı nasıl hızla yok edici faaliyete giriştiğini biliyoruz. Meşru sokak direnişi hareketimize karşı da benzer bir yöntemi izlemekte gecikmedi. Şimdiye kadar, "size niye bir şey yapmıyorlar" diyenlere, bizim cevap vermemize gerek kalmadı. Devlet böyle diyenleri cevaplamış oldu.
Şimdi bu saldırıya, karşı saldırıyla cevap vermemiz gerekir. Tüm sınır dışı etme yasa ve uygulamalarını karşıya alan kampanyalar başlatacağız. Dablin 2, duldung ve interpol aramalarına karşı direnişler örgütleyeceğiz.

İşte Almanya muhalefetinin sınırı, onlar en küçük bir cezayı göze alamıyorlar. Herhangi bir bedel ödemeyi göze almadan özgürlüklerin önü nasıl açılabilir ki? Tarihteki tüm isyanlarda olduğu gibi en alttakiler, kaybedecek hiç bir şeyi olmayanlar ancak bedel ödemeyi göze alabilen mücadelelere girişiyorlar. Geriye kalanlar da bunun üzerinden kampanyalar yapıyorlar. Ekonomik ve politik olarak çıkar ve rant sağlıyorlar.

Bu düzeneği bozmak gerekir. Mücadele yürütenlerin emek ve bedelleri üzerinden, mücadelenin dışındakilerin yaptığı kampanyaların çoğu rant sağlama amacı taşımaktadır. Mücadele edenlerin karşı karşıya kaldıkları mağduriyet durumları kampanya grupları tarafından istismar edilmektedir. Özellikle Almanya coğrafyasındaki muhalefet grupları adeta birer kampanya gruplarına dönüşmüş durumda.

Öte yandan, bu tip kampanyalar sorunlara karşı ciddi bir mücadelenin gelişmesinin de önünü kesmektedir. Kampanya yürüten sivil toplum kuruluşları devlet uzantılı kurumlar tarafından finanse edilmektedir. Böylece bütün yönleriyle kontrol altında bir muhalefet hareketi oluşmuş oluyor.

Devleti ve muhalefeti ile, bu düzeneği bozan sokak hareketleri hemen boğulmaya çalışılmaktadır. Bunun için doğrudan şiddet yöntemlerinden tutun da inceltilmiş yasalarla sokak hareketlerinin önü alınmaya çalışılmaktadır.

Bugün bilgilendirme çadırımızda çok güzel bir an yaşadık. İki tane çocuk geldi çadırımıza ve ellerinde broşür gibi bir şey vardı. Biri 8, biri de 9 yaşlarında olan bu çocuklar bizimle dayanışmak için bir broşür yazmışlar. Bizim direniş kampımızın resmini çizmişler ve bizim sloganlarımızı yazmışlar. Kendi el yazılarıyla ve kendi çizimleriyle yapmışlar bunu. Ellerindeki broşürleri bizim tanıtma masamıza hediye ettiler. Biri sarı uzun saçlı ve biri de kısa saçlı olan bu çocuklar çok tatlıydılar ve insanı gelecekle ilgili umutlandırıyorlardı. Direnişimizin kesintisiz devam etmesi çocuk, yaşlı, genç tüm kesimleri politikleştiriyor.


24.2.2013
Turgay Ulu
Berlin



Augsburg'da Mülteci Kampı Ziyareti








Almanya'daki mülteci kamplarına düzenlediğimiz otobüs turunda Augsburg'tayız. Burada bulunan Neuburg A.D. Donah mülteci kampını ziyaret ederek başladık işe. Ziyaret ettiğimiz mülteci kampında bir kaç bina vardı. Üzerinde sarı zemin üzerine kırmızı renkte çizdiğimiz yumruk amblemi olan afişlerimiz olan minübüslerimizle girdik kampın bahçesine. Arabanın birinden Grup Yorum ve Bandista'nın müziklerini çaldık. Bandista'nın şarkılarında insanlar dans etmeye başladılar.

Ziyaret ettiğimiz mülteci kampında önce insanlar pek yanımıza gelmek istemediler. Biraz çekingen ve korkarak bakıyorlardı. Ancak zaman ilerledikçe biz onlarla konuşmaya başladık. Onların anladığı dilden bilen arkadaşlarımızı çağırdık ve ayrıca her dilde basmış olduğumuz bildirilerimizi dağıttık.

Mülteci kampının önünde beklerken hava da kararmaya başlamıştı, bu durumdan yararlanarak hemen duvara beyaz bir bez çektik ve yanımızda bulunan Embryo der Freiheit, Marsch der Würde ve Residenzpflisch adlı filmleri gösterdik. Özellikle çok sayıda çocuk ilgiyle izeldiler bu filmleri. Mülteci kampının içine de girdik. Kampta kalan kadınlarla rahat iletişim kurmak için kadın arkadaşlar diyalog kurdular. İnsanlar sorunlarını anlatmaya başladılar. Bizimle konuşan bir Balkanlı mülteci eşinin bir kaç dakika yemeğe geç gelmesi üzerine kendisine yemek verilmediğini söyledi ve bu durum bir ay boyunca devam etmiş. Daha sonra adam, buranın belediye başkanıyla konuşmuş ve buna sorunun çözülmesi için bir randevu vermişler.

Bir arkadaşımız yanlarında getirdikleri kamera, fotoğraf makinesi ve cep telefonlarıyla mülteci kampındaki izolasyon yaşamını begelediler. Bu dökümanları gittiğimiz yerlerde insanlara gösteriyoruz.

Bir süre sonra değişik kamp binalarından çıkan insanlar alanda toplandılar. İngilizce ve Almanca olarak mülteci kamplarındaki insanlık dışı yaşamı ve izolasyon sistemini teşhir eden konuşmalar yaptı arkadaşlarımız.

Programımızın devamında, kalacağımız bir proje evinde toplantı yapmak vardı. Değişik mülteci kamplarından insanlar gelmişti buraya. Direnişimizin değişik boyutlarını anlatmak üzere kendi içimizde görev dağılımı yaptık zira bir yıldır mücadele veriyoruz ve bizim anlatacak şeylerimiz çok. Her birimiz direnişimizin bir alanından konuşmalar yaptık. Konuşmaların ardından izleyiciler söz aldılar onlar da bizimle dayanışma içinde olduklarını ifade eden konuşmalar yaptılar. Karşılıklı soru ve cevaplar oldu. Konuşmaların ardından hemen bir gün önce çekmiş olduğumuz filmi gösterdik. Passau'daki basın konferansı ve duldung karşıtı yürüyüşümüz sırasında çekilmiş filmleri gösterdik.

Otobüs turuyla biz, direnişimizi duyulmamış köşelere kadar götürüyoruz. Teknolojinin ve iletişimin kolaylaşmış olması, insanların bilgi edinmesini ya da gerçekleri anlamasını otomatik olarak getirmiyor. İnsanlar kendilerine sunulan bilgi kirliliği içinden gerçekleri bulup çıkarmakta zorlanıyorlar ve gerçekleri öğrenmek sanıldığı kadar kolay olmuyor.

Passau'daki basın konferansımız ve yürüyüşümüz buranın yerel bir televizyonunda yayınlanmış, arkadaşlar onu inetrnetten bulup çıkardılar.
Bu sabah, gene Augsburg'ta gecelediğimiz proje binasında bir basın konferansı düzenliyoruz. Onlara direnişimizi anlatıyoruz. Basının sordukları soruları cevaplıyoruz.

Otobüs turuna katılmak isteyen yeni arkadaşlar, bizim bulunduğumuz şehre geliyorlar ve biz onları bu şehrin merkezi tren istasyonundan alıyoruz.

Otobüs turu, yerel insiyatiflerin harekete geçmesini sağlıyor. Öncesinden bizim şehre geleceğimizi bilen yerel insiyatifler orada gerçekleştireceğimiz eylem yerlerini ayarlıyorlar, gerekli kontakları kuruyorlar ve biz eylemlerimizi onların ayarladığı plan çerçevesinde gerçekleştiriyoruz. Augsburg'da ziyaret ettiğimiz bir mülteci kampında bulunan Afrikalı bir kadın mülteci bizim otobüs turuna katılmaya karar verdi. Arkadaş Fransızca konuşuyordu ve onunla Fransızca konuşan bir arkadaş sayesinde iletişim kurmuş olduk.


6.3.2013
Turgay Ulu
Augsburg


Stuttgart'ta Mülteci Kampı Ziyareti Ve
Basın Açıklaması Sokak Çatışması









Stuttgart'ta ziyaret ettiğimiz büyük mülteci kampında kalan arkadaşlardan bazıları bizim Berlin Oranienplatz'daki direniş çadırlarımızda kalmışlardı. Bu nedenle bu kampın içinden kontaklarımız vardı. Bizim buraya geleceğimizi biliyorlardı ve daha öncesinden bu kampta kalan mültecilerle direniş üzerine konuşmuşlardı.

Üzerinde "mülteci devrimi yürüyüşü" yazan arabalarımızla büyük kampın bahçesine girdik. Sloganlarımızı duyan insanlar camlara çıktılar. Bazıları bizi canların önüne çağırıp ne yapmakta olduğumuzu sordular. Bir süre sonra insanlar aşağıya inerek bizimle yüz yüze konuşmaya başladılar.

Yanında kamera olan bir arkadaşla birlikte kampın içine girdik. Bu kamp temizlİk açısından çok kötü görünmüyordu ama hepsinde olduğu gibi burasıda hapishane görüntüsü arz ediyordu. Aynı koridora açılan çok sayıda kapılar vardı. Odalar; iki, üç ya da beş kişilikti.

Kampın içini gezip kameraya çekerken bir Türkiyeli mülteci ile karşılaştık. Yaşı genç olan birisiydi, onun da duldungu varmış. Burada akrabaları varmış ancak o, akrabalarının yanına gitmiyor çünkü akrabaları kendisine soğuk davranıyorlardı. Avrupa'nın gerçekliği bu, burada insanlar sıcak ve kolektif ilişkiler bulamıyorlar ve kendilerini hep yalnız, terkedilmiş hissediyorlar. Arkadaşın odasında siyah çay içip sohbetler ettik.

Her arkadaş, dilinden anladığı kamptaki mültecilerle sohbet edip direnişimiz hakkında bilgiler verdiler. Bu kamptan bir kaç kişi bizimle birlikte Berlin'e gelmeye karar verdiler. Diğer insanların bir çoğu da 23 Mart'ta Berlin'de düzenleyeceğimiz büyük mülteci devrimi yürüyüşüne katılmak için geleceklerini söylediler.

Akşam saatinde bir otele gittik. Bu oteli kilise de çalışan birisi bizim için ayarlamıştı. Onların yaptıkları programa biz yetişemedik ve otelde gece kalıp bu sabah bir basın açıklaması düzenledik. Direnişimizin tarihi hakkında bilgi verdik.

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadılar Günü. Basın konferansına başlarken ilk sözümüz 8 Mart'la ilgili oldu. Amerika'da bir tekstil farikasında yapılan grev sırasında çıkan yangında hayatını kaybeden işçi kadınların anısına bu günün emekçi kadınlar günü olarak kutlanmasını, Clara Zetkin komünist enternasyonale önermişti ve o günden beri 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü olarak kutlanıyor. Ancak sorduğumuz bir çok insan bu günün anlam ve önemini bilmiyorlardı. Sadece kadınlar günü olduğunu biliyorlar ama neden olduğunu ve Clara Zetkin'i tanımayanlar çoğunluktaydı.

Bu gün Berlin'de bulunan arkadaşlar Postdam'da mülteci kadın yürüyüşü yapacaklar. Sabah saatlerinde aldığımız habere göre yürüyüş için Berlin'den yola çıkmışlar bile. Bizim direnişimizde mülteci kadınların sayısı çok az. Bir kaç kişiyi geçmiyor. Almanyalı kadınlar bunun nedenini soruyorlar. Biz de onlara kapitalist sistemin erkek egemen bir sistem olduğunu anlatıyoruz. Kadınların mülteci direnişinde yeterince yer almamasının tarihsel, toplumsal ve kültürel nedenleri var. Bu gerçekliği değiştirmek için kadın çalışması başlattık ve bu çalışmalar iyi gidiyor.
Stuttgart pahalı bir şehir. Burada daha önceleri hep muhafazakar partiler seçimleri kzanıyorlarmış ancak şu anda burda yönetimde bulunan parti yeşil partiymiş.

Stuttgart'taki işlerimizi bitirdik. Şu anda Karlsruhe'ye doğru yolculuk ediyoruz. Ancak Stuttgart'dan çıkmaya hazırlanırken kötü bir şey oldu. Önde bulunan minübüsümüz kalkış yaparken arkada bulunan otomobilimize çarptı. Otomobil'de bir hasar var. Bir kaç arkadaşı tamir için otomoilin yanında bıraktık ve biz yola devam ediyoruz.

Karlsruhe'de Sokak Çatışması

Karlsruhe'deki büyük mülteci kampına vardığımızda, kampın girişinde pankartların asılı olduğunu gördük. Buradaki mülteciler ve aktivistler önceden hazırlık yapmışlar. Bizi sloganlarla karşıladılar. Bizlere sandviç ve çay getirmişlerdi. Kampın bahçesine ses cihazlarımızı kurduk. Grup Yorum'dan Çav Bella ve diğer dillerde müzikler dinlettik.

Kampın içine girmek istiyorduk ancak polis buna izin vermedi. Biz de kendi kanunlarımızı devreye soktuk. Bir, iki, üç derken önümüzdeki güvenlikçiler yenik düştü ve kapıları fiilen açarak içeriye girdik. Bu arada neyin ne olduğunu anlamayan bir mülteci de bizim içeri girmemizi engellemeye çalışıyordu. Daha sonra bu kişi bizim izolasyona karşı mücadele verdiğimizi anlayınca, içerdeki insanları dışarı çağırmaya ve eyleme katılmaya başladı. Kampın içinde ve dışında bir süre sloganlar attıktan sonra, yeni eylem modelimizi devreye soktuk.

Kampın hemen önünde bulunan ana caddeyi trafiğe kapattık. Pankartlarımızı açtık ve yerlere uzandık. Arabalardan birinden bir kadın indi ve hastaneye yetişmesi gerektiğini söyledi. Yalnızca onun arabasının geçmesine izin verdik. Uzun bir süre yol trafiğe kapandı. Daha sonra bir polis sürüsü geldi. Bize yumruk ve coplarla saldırmaya başladılar. Karşılıklı kavga epeyce uzun sürdü. Bizi uzun süre yolun dışına atamadılar. Dövüşme sırasında koltuk değnekleri olan bir mülteci yere düştü ve polis onu kaldırmamıza izin vermiyordu.

Polis saldırısını kameraya alan bir arkadaştan kimlik göstermesini istediler. Arkadaş Almandı, kimliğini göstermek istemiyordu ve polis gözaltına almak istiyordu. Bir yandan polisler arkadaşı çekiştirmeye çalışırken bir yandan da biz arkadaşı vermemek için çekiştiririyorduk. Sonunda arukadaşın üzerindeki filmleri ve fotoğraf makinasını sağlama alıp zulaladık. Arkadaş kimliğini gösterdi ve gözaltına almadılar.

Polisler dövüşme sırasında sürekli kameraya alıyordu bizi. Bir yaşlı aktivist itişme sırasında yere yığıldı ve kısa bir baygınlık geçirdi. Bayılmış adamın başını yukarı kaldırıp ayıltmaya çalışırken, olay yerine gelen bir amblans görevlisi yere düşmüş adamın numara yaptığını söylüyordu.

Bir süre sonra daha kalabalık bir polis sürüsü geldi ve bir arkadaşımızı daha gözaltına almak istedi. Arkadaş mülteci kimliğini verdi polise, arkadaşı göz altına almadılar ama kimliği incelemeye aldılar.

Karlsruhe çok büyük bir kamp. İnsanların bir kısmı dışarı çıkıp eyleme katıldılar. Pankart ve bayraklarımızı alıp taşıdılar. Daha önceki eylemlerde polise faşist değince bize kızan Alman arkadaşlar artık polisin faşist olduğuna inanmaya başladılar. Polisin saldırısını kendileri görmüş oldular. Onlar da polis şiddetine maruz kalıyorlar ve pratikte polisin görevinin ve konumunun ne olduğnu artık anlıyorlar.

Biz yere düşüp bayılan yaşlı Alman aktivisti uyandırmaya çalışırken iki arkadaşımız darbelenerek gözaltına alındı. Şu anda onların tutulduğu karakolun önünde bekliyoruz. Bir kaç avukat geldi yanımıza onlarla bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Arkadaşımıza ne yapacaklarını bilmiyoruz. Onları bırakmadan buradan ayrılmayacağız. Eğer yetiştirebilirsek polis saldırısını protesto yürüğüşü yapmayı düşünüyoruz. Polis saldırısının hepsini kameraya alıp belgeledik.

Şimdi avukatın aldığı bilgiye göre biri mülteci ve biri de aktivist olan iki arkadaşımızı yarım saat sonra serbet bırakacaklar. Beklemeye devam ediyoruz. Daha önceki deneyimlerimizden biliyoruz ki polis her zaman söylediği süreden daha uzun olarak gözaltında bekletiyor.

Mülteci arkadaşımızı bıraktılar. Ancak diğer aktivist arkadaşı bırakmadılar. Polis onun kriminal olduğunu söyledi. Şimdi aktivist arkadaşın bırakılmasını bekliyoruz. Kriminal olan polistir ve devletlerdir. Protesto ve direniş yapanlar asla kriminal değildir. Biz suçlulara karşı mücadele ediyoruz. Biz özgürlük savaşçılarıyız. Savaş çıkaranlar, sömürü yapanlar, ırkçılık yapanlar kriminal vakalardır.

Geceyi geçirmek üzere Wiktorya caddesine geldik. Bu gün yaşadığımız sokak çatışmasından sonra üç şehirde bizimle dayanışma yürüyüşleri olacak. Stuttgart, Karlsruhe ve Berlin'de polisin bize uyguladığı şiddet protesto edilecek.

Kalsruhe'deki mülteci kampında çok sayıda Hindistanlı mülteci vardı. Bu akşam geldiğimiz proje evinde de Hindistanlı mülteciler var. Bu akşam onlarla bir toplantı yapacağız. Bir yıldır kesintisiz olarak devam eden direnişimizle ilgili olarak onlara bilgiler vereceğiz ve gelecekte neler yapabileceğimiz üzerine tartışmalar yürüteceğiz.

Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz


8.3.2013
Turgay Ulu
Stuttgart/Karlsruhe



 Calmberg Caddesinde Yol Kesme Eylemi







Dün Mindelheim'daki bir mülteci kampına gittik. Burası büyük bir kamptı. Arabalarımızı kampın bahçesine park ettik. İlk önce kampın dışında hiç insan görünmüyordu. Biz pankartlarımızı kampın önündeki demir parmaklıklara astık. Daha sonra kapının öünde bir kaç kadın ve çocuk belrdi. Önce çocuklarla sohbet etmee başladık zira çouklar en kolay iletişim kurulan oluyor her zaman. Çocuklardan bir kızın babası Azeri annesi de Farsi idi. İranlı bir aileydi onlar. Küçük kız biraz Türkçe biliyordu. Ona yanımızda olan fındıklardan verdik çok hoşuna giti ve fındıkları ceplerine doldurdu. Bir yandan da diğer inanlara bu fındıkardan dağıtıyordu.

Büyük binanın içine girdiğimizde bir kaç mülteci ile karşılaştık. Kampın büyükçe bir salonu vardı. Yanımızdaki bir Alman kadın, bu binanın çok farklı bir görünümü olduğunu söylüyordu. Gerçekten de mülteci kampları insanların alışık olmadıları bi yapıya sahip, bu kampların görünümleri ve atmosferi hapishanelere benzediği için insanlara pek tanıdık gelmiyor. Ancak hapishanede kalmış birisi bunu anlayabiliyor.

Market sepetlerine yerleştirdiğimiz bildiri ve ilanlarımızı insanlara dağıtmaya başladık. Bir yandan da onların anladığı dilden konuşan aradaşlarımızı çağırıp direnişimiz hakkında bilgiler veriyorduk.

Bu kampın salonu büyüktü ve geniş, beyaz bir duvarı vardı. Hemen yanımızdaki film malzemelerini bu salona yerleştirdik. Kampın görevlileri gelip bizi uyardılar ama biz kimseyi dinlemiyoruz ne istersek onu yapıyoruz. İçerdeki uygun yerlere ve resmi panolara afişlerimizi astık. Pankartlarımızla kampın her yerini donattık. Bir süre sonra insanlar odalarından çıkıp salona gelmeye başladılar ve duvara yansıtarak gösterdiğimiz filmleri ve müzikleri izlemeye başladılar.

Mindelheimdaki bir yerel gazeteci geldi bizim yanımıza. Bizimle röportaj yapmak istiyordu. Hemen ona ne öğrenmek istediğini sorduk hangi gazeteden olduğunu sorduk. Direnişimizle ilgili sorularını ayrıntılı olarak yanıtladık. Bu sırada etrafımıza çok sayıda mülteci toplandı, onlar da konuşmamızı ilgiyle dinlediler. Almanca ve Türkçe olarak yaptıklan çevrileri dinlediler. İngilizce bilen arkadaşlarımız da konuşmalar yaptılar. Böylece direnişimizi ve amaçlarımızı her kesin anlaacağı dilde anlatmış olduk ve mesajlarımızı verdik.

Beyaz, siyah her renkten çocuklar çok tatlıydılar. Siyah kız çocuklarının saçları bir iplik yumağı gibi örülmüştü ve her renkten iplikler gibi görünüyordu. Çocuklar bildirilerimizi herkese dağıttılar, bizimle birlikte sloganlar attılar, bizimle birlikte dans ettiler.

Kampın görevlileri etrafımıza toplanmış bizi izliyorlardı, arada bir onlarla sert tartışmalar yaptık. Resmi polisler gelmedi buraya ama iki tane sivil polisin geldiğini öğrendik, onlar da pankartlarımızın fotoğraflerını çekiyorlardı.

Mindelheimde yemeğimizi yedik. O günkü menümüz patates kızartmasıydı. Çocuklarla birlikte patatesleri yedik, meyvelerimizi bilikte paylaştık ve onlarla neşeli bir şekilde vedalaşarak yola koyulduk. Çocklardan birinin ailesi Makedonya'ya sınır dışı edilmiş o akşam onlar gideceklerdi. Çocuk buna seviniyordu çünkü kardeşini özlemş, kardeşi Makedonya'da yaşıyormuş.

Ana Caddeyi Trafiye Kapattık

Mindelheim'dan tekrar gece yattığımız yere giderken bir mülteci kampını daha ziyaret ettik. Camberg caddesinde bulunan bu kamp, şimdiye kadar gördüğüm tüm kamplardan daha kötüydü. Şehrin ortasında büyük ve eski bina. Binanın dışı sıvasız. Binanın içi ise insanın anlatmaya bile midesinin bulanacağı pislik içinde. Tuvaletler yere oturmalı ve tuvaletlerde bokların dışarda yüzdüğünü gördük, kokudan geçilmiyor. Duvarların kenarlarında dört parmak kir bağlamış. Banyoya kokudan girilmiyor. İnsanlar burada uzun yıllardır yaşıyorlar. İki Iraklı mülteciyle tanıştık, biri 15 yıldır orda ve diğeri 10 yıldır bu pisliğin içinde yaşıyorlar.

Bu pislik yuvasının her yerine yumruklu kırmızı afişlerimizi yapıştırdık. Afişlerin üzerinde "mülteci devrimi yürüyüşü" yazıyordu. İçerdeki inanlarla konuştuk. Dışarda yüzen bokları kameraya çektik. Ancak bunlar öfkemizin dinmesi için yeterli olmadı. Binadan çıkıp, binanı önündeki ana yolu kapattık. Arabalar durmak zorunda kaldılar. Mülteci kampının hemen yanıbaşında polis karakolu vardı ve anında geldiler. Hiç kimseye danışmadan ana caddeyi kapatmış olmamız onları çok şaşırttı. Uzun bir süre bu ana yolu kapalı tuttuk. Bir süre sonra birileri darbuka getirdiler bize. Kampın içinden de insanlar bize katıldılar ve darbuka çalıp sloganlar attık. Bir arkadaş ilginç Afrika dansları yaptı.

Nörtlingen'de Bir Kez Daha Yol Kesme

Schututgant'a gitmek üzere yola çıktık. Nörtlingen'de bir mülteci kampına gittik. Binanın dışardan görünümü iyiydi ama içi gene aynıydı. Beş kişi bir odada kalıyor, 20 kişi aynı tuvaleti kullanıyorlar.

Artık yol kapatmanın zevkini almıştık ve bu kampta da bildirilerimizi dağıttıktan sonra hemen yakınındaki ana caddeyi trafiye kapattık. Önce kamptaki insanlar çekingen davrandılar ancak sonra onlar da bize katıldılar. Başörtülü iki kadın pankartı alarak kendiliklerinden eyleme katıldılar.bir Kadın küçük kızını da yanına alarak eyleme katıldı. Bir süre trafiyği engelledikten sonra şehir merkezine doğru yürümeye baladık. Kalabalık insanlar arasından sloganlar atarak geçtik ve burada bulunan belediğe binasının önüne geldik. Binanın girişine pankartımzı gerdik. İçeriğe girişi ve çıkışı engelledik. Polisler buna çok öfkelendiler. Biz de onlara beklemenin ne demek olduğunu, bu devleti bu asaları yönetenler biraz öğrensin diyerek karşılık verdik. Uzun bir süre işgal eylemimiz sürdü. Polislerle itişmeler oldu. En sonunda belediye başkanı geldi. Beledyie başkanına o kampta bulunan insanlar sorunlarının neler olduğunu anlattılar. Büyük fotokopisini çekmiş büyütmüş olduğumuz duldunku gösterdik ona. Belediye başkanı kendisinin bu konularda yetkili olmadığını söyedi. Buna benzer bir yığın laf etti ve biz uzun süren eylem, slogan ve şarkılarımızdan sonra arabalarımızın olduğu kampa doğru yürüdük. Bir sonraki durağımız olan Schututgant'a doğru yolculuk ediyoruz şimdi. Bir yandan da bilgisayarda bu yazıyı yazmaya uğraşıyorum. Grup Yorumdan müzikler çalıyor bilgisayarda.

Bugüne kadar bizim yaşamımızı tecrit altında tutan yasaları kırdık ve bundan sonra artık tüm kapitalist toplum düzeneğini çiğniyoruz. Ya bizi tutuklayıp hapse atacaklar ya da biz özgürlüğümüzü kazanıncaya adar bu düzenin yasa ve kurallarını çiğnemeye devam edeceğiz. Kimseden izin almadan yaptığımız eylemler mülteci kamplarındaki görevlileri de çok şaşırtıyıor. Binaların içine ve dışına yapıştırdığımız afişleri yapmanın yasak olduğunu ve bu yasağı çiğnemeyi nasıl göze almamıza şaşırıyorlar. Alıştırılmış insanların bu durumunu değiştirmek çok zor. Alışılmış hayat biçmi çoğunlukla sömürü sisteminin dayattığı yaşam biçimi ve isanlar bu alışkanlıklarıla barışık bir biçimde yaşıyorlar.


7.3.2013
Turgay Ulu
Nörtlingen



Devrimci Yolculuk Frankfurt'a Doğru








Kalsruhe'de gerçekleştirdiğimiz yol kesme eylemi oldukça yankı yarattı. Ana caddeleri trafiğe kapatma yöntemi devam ediyor. Augsburg'ta pislik içinde gördümüz mülteci kampındaki manzaraya çok öfkelenmiştik, o öfkeyle ana yolu trafiğe kapatmıştık. Dünkü yol kesme eylemi otobüs turundaki üçüncü yol kesme eylemi oldu.

Dün akşam, gözaltındaki arkadaşa neden kriminal vaka dediklerini arkadaş serbest bırakıldıktan sonra öğrendik. Arkadaş, kendisine vuran polisin elini tutarak ısırmış. Bu ısırma eylemine polis kriminal dedi. Onlara karşı şiddet kullandığımız iddia edildi.

Polisin bize yumruk, tekme ve coplarla vurması şiddet değil; bizim polisin elini ısırmamız şiddet oldu. Şiddet tartışması eski bir tartışmadır. Her sınıf şiddet sorununa kendi çıkarları açısından yaklaşır. Haksız savaşlara, faşist saldırılara şiddetla karşı çıkmak bir insan hakkıdır. Onların bombalarını, silahlarını, coplarını ve yumruklarını ısırmaya devam edeceğiz. Bizim şiddetimiz haklı bir şiddettir. Kapitalist ve faşist şiddete, şiddetle karşı çıkmak meşru bir haktır. Sömürü, işgal, savaş, işkence yapanlar suçludur. Bunlara şiddetle karşı çıkmaktan başka seçenek bulunmuyor.

Bu sabah, Karlsruhe'de düzenlediğimiz basın toplantısına gazeteciler gelmedi. Polis gazetecileri bizim eylemlerimizle ilgili haber yapmamaları için uyarmış. Hiç önemli değil. Biz polis saldırısını kameraya aldık ve tüm medya ortamında yayınladık. Kendi haberimizi kendimiz yapabiliyoruz. Eylemi de kendimiz yaparız, yazıyı da kendimiz yazarız, haberi de kendimiz yaparız ve filmlerimizi de kendimiz yaparız. Devlet güdümlü gazetecilere ihtiyacımız yok.

Yollarda mola verdiğimiz zaman Bandista'nın müzikleriyle dans ediyoruz. Ya da Afrika ve ya Arapça müziklerle dans ediyoruz. Eğer müzik dinleyecek aletlerimiz yoksa, bu sefer kendimiz söylüyoruz ve dans ediyoruz, halay çekiyoruz.

Dün bir kadın arkadaşın evinde konakladık. Önce antifaşist bir derneğe gittik. Oradaki aktivistlerle sohbet ettik. Yol kesme eylemi ve yapılacak dayanışma yürüyüşleri üzerine görüş alışverişinde bulunduk. Dünkü çatışmadan sonra biraz yorgunduk. Dernekte bizim için hazırlanan vejeteryan yemekleri yedik ve gecelemek için arkadaşın evine gittik. Bir çok odası olan bu evde duş yapma imkanımız da oldu. Sabah erkenden arkadaş bizim için kahvaltı hazırlamıştı.

Artık "özgürlük" sloganı bizim temel sloganımız oldu. Bu sloganı değişik dillerde atmayı öğrendik. Özgürlük, azadi, hürriye, freiheit, fridoom, liberte, libertad gibi değişik dillerde bu sloganları atıyoruz. Bizim mücadelemizin temel hedefi özgürlüktür. Bu sloganın değişik dillerde yazılı olduğu sarı bayrak Berlin Oranienplatz'daki direniş çadırlarımızda kaldı. Ama biz değişik yöntemler buluyoruz. Bir tahta zemine ateş külüyle özgürlük sloganını değişik dillerde yazdık.

Hızlı geçen gündelik eylemler içinde bazen dünyadaki gelişmeleri geç öğreniyoruz. Yoksulların dostu Hugo Chavez'in öldüğünü gecikmeli olarak öğrendik. Chavez'in cenazesine 2 milyon kişi katılmış. Chavez halkçı biriydi. Venezüella'daki açlık ve yosulluk sorununu çözmek için önemli işler yaptı. Popülist uygulamaları ve bazı yanlış pratikleri oldu. Ama Chavez yoksulların dostu ve emperyalizm karşıtlığı ile tarihteki yerini aldı. Bazen anti emperyalizmi gerici, ulusalcı rejim ve kişiliklerle ittifak olarak algıladı ve yaptı, bunların eleştirilmesi gerekir. Ama Chavez halkçı bir devrimciydi. Bu nedenle yoksul halklar onu sevgiyle anacaktır.

Oberursel'de Kontraplak Mülteci Kampı

Frankfurt'a vardığımıza hemen mülteci kampına geldik. Yan yana iki kontraplak bina var. Kampın önüne vardığımızda aktivist arkadaşların bizi beklediğini gördük. Hemen pankartalırımızı açtık, afişleri her yere yapıştırdık. Bir süre sonra binaların içine girdik burada da trajik hayat hikayelerine tanık olduk.

19 yıldır Almanya'da yaşayan bir kadınla tanıştık. Kadın Alman vatandaşı ama evi ve işi olmadığı için yıllardır bu kampta yaşıyor. Tuvaletlerin ve banyonun resmini çekmiş. Bize bu resimleri gösterdi. Bir gazeteciyle birlikte kadınla konuştuk. Kadın hayat hikayesini anlatırken bir süre sonra ağlamaya başladı. Bizim emektar aktivist arkadaşımız da bu hikayeye dayanamadı ve o da ağlamaya başladı ve bizim yanımızdan kaçarak, binanın arkasında çömelerek ağladı. Alman vatandaşı olan İranlı kadının yapmadığı iş kalmamış. Ama sonunda işsiz ve evsiz kalmış.

Kampı dolaşırken küçük bir çocuğa rastladık. Çocuk Türkçe konuşuyordu. Adı Reco'ymuş. Hemen benimle sohbet etmeye başladı. Aktivist arkadaş ona şekerler verdi. Reco'nun ailesi Makedonyalıymış. Bir süre Reco ile sohbet ettikten sonra üst pencereden ailesi bizimle diyaloğa girdi. Bir kaç kadın Türkçe konuşuyorlardı. Onlar Roma ailesiydi. Burada hiç bir şeyin olmadığını anlatıyorlardı. Çocukların oynayabileceği bir alan yok. Çocukların okula gitme imkanları yok. Altı kişi küçük bir oda da yaşıyorlar. Kadınlarla pencereden sohbet ederken bizi içeriğe kahve içmeye davet ettiler. Kadınlar, içeride çok sayıda böceğin olduğunu söylediler.
Almanya devleti, Roma insanlarını sınır dışı ediyor. Bu aile de sınır dışı edilmekten korkuyor. Makednoya'da seçimler yaklaşıyor. Makedonya'da can güvenliklerinin olmadığını anlatıyorlardı.

Aktivist bir arkadaş okul arkadaşıyla bu kamp ziyareti sırasında tesadüfen karşılaştı. Onun üniversitesinde de panel yapacağız. Direniş ilginç buluşmalara vesile oluyor.

Üniversitede Seminer

Mülteci kampını ziyaret edip vedalaştıktan sonra, daha önceden programlanmış olan seminer için bir üniversiteye geldik. Burada bizim için yemek hazırlanmıştı. Bizim etkinlik yapacağımız binanın hemen yakınında da 8 Mart dünya emekçi kadanlar günü ile ilgili bir etkinlik vardı. Diğer yandan üniversite öğrencileri de bir protesto etkinliği düzenlemişti. Biz kırmızı yumruklu bayraklarımız ve pankartlarımızla sloganlar atarak üniversitenin bahçesine girdiğimizde onlar da bize destek sloganları attılar.
Üniversitede ilk girdiğimiz salon küçük geldi. İnsanlar kalabalıktı. Bunun üzerine biz daha büyük bir salona geçtik. Önce bir yıllık direnişimizle ilgili bir konuşma yaptık. Bunun ardından bir ara vererek "Embryo der Freiheit" filmimizi gösterdik. Filmin ardından tekrar direnişimizin değişik eylem ve etkinlikleri hakkında değişik direnişçi arkadaşlar konuşmalar yaptılar. Aralarda gene özgürlük yürüyüşümüz ve direnişimizle ilgili filmler gösterdik, konuşmalar yaptık. Salonda bulunan insanların sorularını yanıtladık. Özellikle mülteci kamplarının içinden çektiğimiz film ve röportajlar izleyicileri etkiledi. Mülteci kamplarındaki izolasyonu ve temiz olmayan tuvalet ve duş yerlerini ya da mutfakları biz kameralarla çekerek belgelemiş oluyoruz.

İzleyiciler, daha çok şimdiye kadar gerçekleştirmiş olduğumuz eylemler sonucunda bir kazanım elde edip etmediğimizi sordular. Parlemento ile yaptığımız görüşmeleri, residenzpflischin bir kaç eyalette kaldırılmış olmasını anlattık onlara. Ama bizim başarımızın esas olarak sürekli sokaklarda özgürlüklerimiz için mücadele ediyor olmamızdır. Desteğimizi ve gücümüzü halktan alıyoruz.


9.3.2012
Turgay Ulu
Frankfurt



 Goethe Üniversitesinden Köln'e











Devrimci otobüs turumuz devam ediyor. Dün gece Frankfurt'ta bulunan Goethe Üniversitesinde düzenlediğimiz etkinlik iyi geçti. Hem etkinliğe katılan insan sayısı fazlaydı. Hem de direnişimize duyulan ilgi yüksek bir noktadaydı. Alman aktivistlerden biri; ‘Bu kadar coşkuyu, bu kadar çok afiş ve bildiriyi bir arada görmek çok güzel!’ diyordu.

Akşam, her birimizi Frankfurt'ta bulunan aktivistler evlerinde misafir ettiler. Biz iki kişi Darmstat'a gittik. Orada benim arkadaşım vardı. Bizi evine götürdü. Sohbet ettik. Gelecekle ilgili planlamalar yaptık. Onlar da Darmstat'dan topluca 23 Mart'ta düzenleyeceğimiz büyük devrimci mülteci yürüyüşüne gelecekler.

Marks'ın Kapital'inden öğrendiğimize göre Kolonya ilk defa Köln şehrinde üretildiği için ismini bu şehirden almış. Şimdi yolculuğumuz Köln'e doğru ilerliyor. Köln'deki aktivistler orada bir etkinlik programı yapmışlar.

Sabah saatlerinde hava güneşli ve sıcaktı. Ancak gün öğlen vaktine yaklaşırken hava soğumaya başladı ve yağmur yağmaya başladı. Arkadaş montunu Stuttgart'da unutmuştu. Evinden kaldığımız arkadaşım montunu ona verdi böylece bugünkü soğuktan korunmuş oldu.

Akşam evinde gecelediğimiz arkadaşta giysilerimizi değiştirdik. Kirli giysileri makinede yıkayıp Berlin'e getirecek.

Köln'e doğru ilerlerken bir benzinlikte mola verdik. Her mola sırasında olduğu gibi burda da müzik eşliğinde dans ettik. Bugün yeni bir halay türünü denedik. İki kişilik bir halay bu. Önce iki kişi ayakları yerinde sayıyor ardınan önce sağa ve sonra sola doğru iki adım ilerliyor, daha sonra da geri geri adımlayarak yerinde saymaya devam ediyor. Müziğin ritmin göre hızlanarak yapılıyor aynı hareet. İki arkadaş daha bu halayı öğrendi ve artık bunu yapmaya devam edeceğiz.

Benzin istasyonlarında her şey çok pahalı. Bu nedenle oralardan alış veriş yapmıyoruz. Tuvaletler de pahalı ve biz tuvalet işini doğadan karşılıyoruz. Doğada hiçbir şey paralı değil.

Köln'de Sokak Savaşı

Köln'e korna sesleriyle ve sloganlarla girdik. Arabanın penceresinden kırmızı yumruklu bayrağımızı dalgalandırdık. Köln şehrindeki araçlardan korna sesleriyle bizi desteklediler. Köln'deki sosyalist dayanışma derneğine gittik. Derneğin önünde aktivistler bizi bekliyorlardı. Hemen kısa bir toplantı yaptık. İki gruba ayrılarak iki mülteci kampına gittik. Mülteci kampı, şehrin içinde bir yerdeydi. Açık demir kapıdan içeri girerken kamp yetkilisi bizi engellemek istedi ama bir kişi demir kapıyı tuttu ve hepimizi içeri girdik. Kamp kapılarını çaldık, dışarı çıkan mültecilerle sohbet ettik, değişik dillerde yanımızda getirmiş olduğumuz bildirileri dağıttık. Sloganlar atarak ve "Gün Doğdu" marşını söyleyerek kampın dışına çıkarken polis sürüsü üstümüze çullandı. Birbirimize kenetlendik fakat polis üzerimize biber gazı sıkınca birbirimizden koptuk. Gözlerimiz yandı. Polis bir grubu ablukaya aldı.

Polisler yanlarında köpek getirmişlerdi. Bu köpekler bizim üstümüze saldırıyorlardı. Uzun süren dövüşmeden sonra polisler 19 kişinin kollarını bükerek ve kelepçeleyerek göz altına aldılar. Polisler, gözlerin içine doğru biber gazını sıkıyorlardı. Bugünkü sokak çatışmasının sonucunda 3 kişi yaralandı, birisi hastaneye kaldırıldı.

Hemen aramızda sokak ortasında bir toplantı yaptık ve karakolun önüne gitmeye karar verdik. Karakolun önüne daha sonra başka insanlar da geldiler ve kalabalık bir grup olarak gözaltındakilerin serbest bırakılması için sloganlar attık. Ayrıca samba müzik grubu da müzik yaparak içerdekilere destek verdi.

Gece beklerken hava çok soğuktu ve biz üşüdük. Gözaltındakiler önce kimlik bildirimi yapmadılar ve slogan attılar. Bu nedenle polis onları tek tek hücrelere koydu. Gece 4'e kadar içerdekilerin bir kısmını tek tek bırakdılar. Ancak iki mülteci arkadaşı bırakmadılar. Onları hakime çıkaracaklarını söylediler.

Evet biz topluca bir kültür sentrumda bir kaç saat uyuyup uyandık. Hâlâ iki arkadaşımızı bırakmadılar. Bir arkadaşın kimliği yanında yok. Adres olarak direniş merkezimiz olan Berlin Oranienplatz'ı vermiş ancak polis bunu kabul etmemiş. Biz şimdi bir avukat ayarlamaya uğraşıyoruz.

Bu gün saat 11'de basın toplantısı yapacağız ve ardından Bochum'a doğru yola çıkacağız.


11.3.2012
Turgay Ulu
Köln



TURGAY ULU

DEVAM EDECEK...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder