Emeğin Sanatı E-Dergi 169. Sayı Yeni Kanalında

14 Eylül 2011 Çarşamba

ADNAN DURMAZ: İnsanlıktan Çıkış






bir alaz göğe inandım
bir başakların gecede hışırtısına
sen anla beni ayışığı
kentler tükürdüm beton ve çelik soluyan akşamlarda
söktüm bana takılan cümle apoletleri
makamlar içinde en çok meczupluk yakıştı bana
bir mezar çukuru sayarak yatağımı
her gece kendimle ölerek hesaplaştım
ey çağ
bütün aşkların taşladı beni


türlü türlü kapıları vardı şu insan yüzlerinin
ahşap-teneke-çelik -plastik
mermer gülüşlerle hasbıhal etmenin acısını bildim
ben bütün gecelerde
sizin hiç bilmediğiniz bir dildim
sadece inlemeler-azap çığlıkları- ağlamalar-ölümle yaşam arasındaki o kanlı
o korkmuş
o ürkek sözleri okudum
acısı bataklık insanların alnında
onları dokudum yalnızca
ama isyanla
öfkeyle
hınçla
bu yüzden sayın bayım
sevişmelerim sayılmayacak kadar az oldu ömrümce
dışarıda ay olurdu ve bahçemde güller şakırdı çılgınca
o zaman ben hep bir ağlayışın vadisinde çıkış arayan mecalsiz yolcu olurdum


kitaplar ve sayfalarca akan düşünce
ben onların arasında kuru bir otum belki
sesim biraz geçmiş kafilelerden kalan ocak küllerine benzer bu yüzden
makamlar
mevkiler
son model ön model arabalar atlar
ey çağ
sanki umurumda gibi
bütün değerlerin dışladı beni


giderek daha çok benziyorum alıç ağaçlarına
belki de çalılara
tek yaşayan kaya kartallarına
eski bir ağlamanın yankısına ıssız dere yataklarında
bir koyakta yardan ayrı düşene
bir dağın yamacında pusulanıp düşene
ama isyanla
öfkeyle
hınçla
giderek daha çok benzemiyorum insana
gördüm ki hiçbir yüzün ifadesi bana yakın değil
hiçbir gülüş
hiçbir söz
yalnızca binlerce yıl önceden bir adamın
bir taşa yonttuğu gül kabartması
yalnızca rüzgar ve yağmur
deli ayaz gebe çamur…


Allahın her akşamı
insanlıktan çıkmış yüzleriyle evine dönen işçiler
avurdu göçmüş ırgatlar
geçinemeyen memurların naçar gözleri
sürünerek-sancıyarak-acıyarak yaşamak
sayısız köle
insan olmaktan başka bir yerde
her gün öle öle


bu yüzen sayın bayım
artık yırttım bütün reçetelerini
mutluluğa –insanlığa –adalete yazılan
derisi kavlamış gök
tükürdüm suratına ben sizin aşklarınızın
ilişkilerinizin dostluklarınızın
varsın bir kuru yaprak ömrüm
düştüğü yerde kalsın
varsın hiç kimse ardımdan ağlamasın


yüreğimi en eski devrimcinin kayrağında biledim
ne ömrün kısalığı – ne yarsiz kalmak
gördüm çok insandan çok şey katar hayata bir çalı
bu soytarılar panayırı- şaklabanlar curcunası
su yerine içilen insan kanı
tükürmüşüm bütün putlarına-değerlerine-ey çağ
katlettiğin kim varsa yandaşım
bütün düşmanların yoldaşım olsun
ben inandıktan sonra
varsın o büyük umut bizden de sonraya kalsın


doğuştan hüküm giymiş aşıktım
en başından çobanın o yaralı kavalı
yara yara akıp giden bir yanık bozlak
kanadı kırık turna
boynu vuruk gül dalı
korunaksız hedef kadar açıktım
iyi ki taşladın beni
iyi ki dışladın beni
ey kanlı çağ
iyi ki ben senin insanın olmaktan çıktım




ADNAN DURMAZ


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder